Litmus Universe

Psychology · Strategy

Executives Think Customers Trust Them. PwC Just Measured How Wrong They Are.

Litmus Universe6 min read

Cannes Lions 2026 jurors kept saying the same thing in early July: the industry solved reach and lost the plot. AI, production speed, distribution — all of it was on the table, and the Lions still went to work built on a real observation about how people actually behave, not to whoever used the most technology. That's not a taste problem, it's a measurable blind spot. PwC's Trust in Business tracking has been putting a number on it for years: 90% of executives believe customers hold their company in high trust, only 30% of consumers agree. The gap is now 60 points, wider than the 57 points recorded in both 2022 and 2023. The industry got better at reach. It didn't get better at trust.

Why your executive team defends a trust number that isn't real

Because strategy gets built from the inside out, and internally generated metrics are structurally biased upward. The team that writes the brand health survey is also accountable for its result; the executive interpreting the NPS score is also the one tasked with raising it. Behavioral science has a name for the reflex: self-serving bias, the tendency to credit good outcomes to our own judgment and blame bad ones on the market. The organizational version is quieter and more expensive — companies value a framework roughly 63% more when they built it themselves, purely because they built it, the same mechanism behind the IKEA effect. So when a leadership team looks at a rising trust chart in a quarterly review, what they're often reading back is their own narrative, not the customer's actual state of mind. The instrument isn't broken. The person holding it is grading their own test.

The gap isn't closing, it's compounding

Because younger consumers now extend trust to evidence, not habit, and they've stopped giving brands the benefit of the doubt that kept the gap invisible. 59% of consumers generally stick with familiar brands; among Gen Z that drops to 46%. 42% say they've actually quit a brand over a values mismatch, and 67% tie loyalty directly to whether a brand speaks openly rather than performs. That tracks with what Cannes jurors flagged: the strongest work this year didn't interrupt people, it gave them something to participate in — entries from brands like Heineken and KitKat turned an audience into a cast rather than a crowd. Gen Z is asking for the same shift at the relationship level: treat me as a verifiable counterpart, not a target segment. So while a leadership dashboard shows trust holding steady, the fastest-moving cohort underneath it is already learning to leave faster and with less guilt. Both readings are real. They're just measuring different customers.

What a 60-point miscalibration costs in the media plan

Because the same overconfidence shows up on the spend side, and it lands directly on the media line. IAB forecasts global ad spend growing 9.5–9.8% in 2026; in the same research, 42% of marketers privately expect their own budgets to shrink, up from 22% a year earlier. That's a second trust gap, running between what the industry says publicly and what buyers believe in the room. The creator economy shows the identical pattern at a different scale: spend is tracking toward $44 billion, yet two-thirds of brands still can't say whether their influencer budget actually worked. Capital is already repricing that uncertainty on its own — performance-based creator deals have jumped from 23% of arrangements two years ago to more than half today, and micro-creators now command close to half of U.S. influencer spend, up from under 20% in 2021. That's not a trend piece. It's the market quietly refusing to trust its own reach numbers as much as the org chart still does.

A brand doesn't actually lose trust the day a customer notices the gap. It loses trust the day it stops measuring for one.

What this means for your next quarter

Start by asking who owns your brand health score — if the same team writes the question and grades the answer, that number is a defense, not a diagnosis. Second, run every brief through the question Cannes jurors kept asking out loud: is this reach, or is this insight? Third, break out Gen Z as its own trust line; a rising blended average can hide the exact cohort leaving fastest. Finally, move a real slice of creator budget to performance-based deals, not because it's fashionable but because it's the one number in the plan nobody on your team can quietly inflate. Sixty points isn't an abstract statistic. It's an early read on which customers are already, quietly, on their way out.

Want this kind of thinking on your brand?

We build brand strategy, AI content and performance for the AI era.

START A PROJECT →

Keep reading

All Signals →

Psikoloji · Strateji

Yöneticiler Müşterinin Güvendiğini Sanıyor. PwC Ne Kadar Yanıldıklarını Ölçtü.

Litmus Universe6 dk okuma

Cannes Lions 2026 jürisi temmuz başında aynı şeyi tekrar tekrar söyledi: sektör dikkat çekmeyi öğrendi ama insanların akılda tutacağı şeyi kaybetti. Yapay zeka, erişim, prodüksiyon hızı — hepsi masadaydı, ama ödüller genellikle bunları en çok kullanan işe değil, insan davranışına dair gerçek bir gözlem taşıyan işe gitti. Bu bir zevk meselesi değil, ölçülebilir bir kör nokta. PwC'nin Trust in Business izlemesi aynı şeyi yıllardır rakamla gösteriyor: yöneticilerin yüzde 90'ı müşterisinin şirketine yüksek güven duyduğunu düşünüyor, tüketicilerin sadece yüzde 30'u aynı şeyi söylüyor. Aradaki 60 puanlık fark, 2022 ve 2023'teki 57 puandan bile geniş. Sektör erişimi çözdü, güveni değil.

Yöneticinin beyni neden kendi güven rakamını savunuyor

Çünkü strateji şirketin içinden dışa doğru kurulur ve içeride üretilen ölçümler yapısal olarak yukarı yanlıdır. Marka sağlığı anketini yazan ekip aynı zamanda o anketin sonucundan sorumlu; NPS'i yorumlayan yönetici aynı zamanda o NPS'i yükseltmekle görevli. Davranış bilimi buna kendini kayırma yanlılığı diyor: iyi sonuçları kendi becerimize, kötü sonuçları dış koşullara bağlama refleksi. Kurumsal versiyonu daha sinsi ve daha pahalı — bir şirket kendi kurduğu çerçeveyi, hazır bir alternatiften yaklaşık yüzde 63 daha değerli buluyor, sırf onu kendisi kurduğu için; IKEA etkisinin arkasındaki mekanizmanın aynısı. Yani bir yönetici çeyrek toplantısında yükselen güven grafiğine baktığında gördüğü şey çoğu zaman müşterinin gerçek zihni değil, şirketin kendi anlatısının yansımasıdır. Ölçüm aracı bozuk değil; aracı tutan kişi kendi sınavını kendisi notlandırıyor. İşin daha maliyetli tarafı şu: bu yanlılık gürültüsüz büyür. Standart ölçüm araçlarının çoğu, gerçek davranışı sistematik olarak abartan öz beyana dayanır. Yani rakam yükseldiğinde kimse alarm çalmaz, herkes başarının kanıtını görür. Fark ancak müşteri sessizce gittiğinde ortaya çıkar ve o noktada artık bir teşhis değil, bir kayıp raporudur.

Fark küçülmüyor, birikiyor

Çünkü genç tüketici artık alışkanlığa değil kanıta güveniyor ve markaya, farkı görünmez kılan o şüpheden yararlanma payını artık vermiyor. Genel tüketicinin yüzde 59'u tanıdığı markaya sadık kalırken, Z kuşağında bu oran yüzde 46'ya düşüyor. Yüzde 42'si değerleriyle çelişen bir markayı gerçekten terk etmiş, yüzde 67'si sadakati markanın açık konuşup konuşmadığına bağlıyor. Bu, Cannes jürisinin işaret ettiği şeyle aynı çizgide: bu yılın en güçlü işleri izleyiciyi kesintiye uğratan değil, ona katılacağı bir şey veren işlerdi — Heineken ya da KitKat'ın örneklerinde olduğu gibi, kitle seyirci değil oyuncu kadrosu haline geldi. Z kuşağı ilişki düzeyinde aynı şeyi istiyor: hedef kitle değil, doğrulanabilir muhatap olmak. Yönetici içeride güven grafiğinin sabit durduğunu görürken, grafiğin altındaki en hızlı hareket eden kitle markayı daha hızlı ve daha az pişmanlıkla terk etmeyi çoktan öğrendi. İki okuma da gerçek; sadece farklı müşterileri ölçüyorlar. Ve bu iki okuma birbirinden uzaklaştıkça, harmanlanmış ortalama giderek daha yalancı bir rakam haline geliyor: sadık kalan yaşlı kitle, çoktan gitme provası yapan genç kitleyi tabloda saklıyor. Marka sağlığı yükseliyor gibi görünürken, markanın on yıl sonraki müşteri tabanı sessizce eriyor.

60 puanlık yanılgının medya faturası

Çünkü aynı özgüven fazlası bütçe tarafında da tekrarlıyor ve doğrudan medya planına yansıyor. IAB, 2026'da küresel reklam harcamasının yüzde 9,5-9,8 büyüyeceğini öngörüyor; aynı araştırmada pazarlamacıların yüzde 42'si özel olarak kendi bütçesinde kesinti bekliyor — geçen yıl bu oran yüzde 22'ydi. Sektörün kamuya söylediği rakamla, masada özel olarak inanılan rakam arasında ikinci bir güven farkı açılıyor. Creator ekonomisi aynı deseni farklı ölçekte gösteriyor: pazar 44 milyar dolara koşuyor, ama markaların üçte ikisi harcadığı influencer bütçesinin gerçekten işe yarayıp yaramadığını hâlâ söyleyemiyor. Sermaye bu belirsizliği zaten kendi kendine fiyatlıyor — performansa bağlı anlaşmalar iki yılda toplam anlaşmaların yüzde 23'ünden yarısından fazlasına çıktı, mikro yaratıcılar 2021'de yüzde 20'nin altındayken bugün ABD influencer harcamasının neredeyse yarısını alıyor. Bu bir trend yazısı değil. Piyasanın, kendi erişim rakamına artık organizasyon şemasının hâlâ inandığı kadar güvenmeyi sessizce reddetmesi.

Bir marka güveni, müşterinin farkı fark ettiği gün kaybetmez. Onu ölçmeyi bıraktığı gün kaybeder.

Bu, bir sonraki çeyreğiniz için ne anlama geliyor

Önce marka sağlığı skorunuzu kimin ürettiğine bakın — soruyu soran ve cevabı notlandıran aynı ekipse, o rakam bir teşhis değil bir savunmadır. İkincisi, her briefe Cannes jürisinin sorduğu soruyu sokun: bu erişim mi, yoksa içgörü mü? Üçüncüsü, Z kuşağını ayrı bir güven satırı olarak ölçün; yükselen bir ortalama, en hızlı terk eden kitleyi kolayca gizleyebilir. Son olarak, creator bütçenizin gerçek bir kısmını performansa bağlı anlaşmalara kaydırın — moda olduğu için değil, ekibinizde kimsenin sessizce şişiremeyeceği tek rakam olduğu için. Altmış puan soyut bir istatistik değil. Hangi müşterinin şimdiden, sessizce, kapıya doğru yürüdüğüne dair erken bir okuma.

Markanız için bu tür bir bakış ister misiniz?

Yapay zekâ çağı için marka stratejisi, AI içerik ve performans kuruyoruz.

PROJE BAŞLAT →

Okumaya devam et

Tüm Signals →